BÜYÜKELÇİ AHMET AKİF OKTAY’IN ATATÜRK’Ü ANMA TÖRENİNDE YAPTIĞI KONUŞMA

Büyükelçi Ahmet Akif Oktay 10.11.2019

Değerli Çalışma Arkadaşlarım,

Saygıdeğer Vatandaşlarım,

Cumhuriyetimizin kurucusu, büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, aramızdan ayrılışının 81. yıldönümünde bir kez daha saygı, sevgi ve minnetle anmak için bir araya geldik.

Esasen Atatürk’e samimi bir sevgi besleyenler onu yılda bir kez hatırlamakla yetinmezler, her gün içlerinde yaşatırlar. Çünkü milletçe var oluşumuzu ona borçlu olduğumuzu bilirler. Sadece var olmak da değil ona borcumuz. Aynı zamanda alnı açık, başı dik, gururlu, onurlu ve güçlü bir millet olarak var olduğumuz için de ona minnet duyuyoruz.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk bugünün şartlarında oldukça kısa sayılabilecek hayatında iki büyük mücadeleye girişmiştir. Aslında sayısız mücadeleler vermiştir ama kanımca bunları iki ana grupta toplamak mümkündür.

Birinci mücadele tabiatıyla askeri mücadeledir. Mustafa Kemal dağılmakta olan Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşü önlenemez hale gelip ülke düşman işgaline uğrayınca “ya istiklal ya ölüm” diyerek Kurtuluş Savaşımızı başlatmıştı. Girdiği bu en son, en büyük savaşı da kazanarak Anadolu’nun bütünlüğünü, milletimizin bekasını sağlamıştır. Türklerin ve Türklüğün giderek zayıflayıp, eriyip, küçülüp belki de tamamen yok olmasını bu şekilde önlemiştir.

Milletlerin millet olmasının ilk ve temel şartı topraktır. Toprağınız yoksa ya silinir gider, tarihe karışır, ya da esaret altında yaşarsınız. Sizin kaderiniz başkalarının insafına kalır. Türkler bu kaderden Mustafa Kemal sayesinde kurtulmuştur.

Atatürk’ün giriştiği ikinci mücadele de cehaletle, geri kalmışlıkla savaşmaktı. Bir milletin bekası için toprak olmazsa olmazdır. Ancak güçlü bir millet olabilmek için tek başına toprak da yeterli değildir. Eğitim, bilim, aydınlanma, kültür, sanat, kadın hakları ve benzeri başka şartların mevcut olmadığı bir yerde güçlü bir millet olabilmek ve uzun vadede ayakta kalabilmek mümkün değildir.

Atatürk bu gerçeği herkesten önce kavramıştı. Bu nedenle, Kurtuluş Savaşı biter bitmez, hiç vakit kaybetmeden ikinci mücadeleyi başlattı. Yani Türk milletini muasır medeniyetler seviyesine ve hatta üzerine çıkarma mücadelesini.

Askeri mücadeleyi bağımsız ve egemen Türkiye Cumhuriyeti’ni kurarak taçlandıran Atatürk, bu ikinci mücadelenin sonuçlarını ne yazık ki tam olarak göremeden vefat etti. Ama 1923’ten 1938’e kadar olan 15 yıllık süreye yine de mucizevi başarılar sığdırmaya muvaffak oldu.

Bugünkü ekonomik kalkınmışlık, toplumsal ve insani gelişmişlik düzeyimizi ve hatta çoğulcu demokrasimizi Atatürk reformlarına borçluyuz. Kadirşinas Türk milleti bunu çok iyi bilmektedir. O nedenledir ki Atatürk’e sevgi, saygı ve minnetimiz zaman içinde azalmak, soğumak ve cılızlaşmak bir yana, her yıl daha da güçlenerek artıyor.

Atatürk gerçekten çok müstesna bir insandı. Sadece cesur ve kahraman bir asker, stratejik dehaya sahip muzaffer bir komutan değil, aynı zamanda gerçek gücün eğitim ve bilgiden geldiğini bilen, binlerce kitap okumuş, hatta kitap yazmış gerçek bir münevverdi.

Vatan ve millet uğruna cepheden cepheye koşarak ölüme meydan okuyan ve bir değil birkaç kez gazi olan Mustafa Kemal, sivil hayatında da değişen şartları doğru okuyabilme yetisi, geleceği öngörme kabiliyeti, ikna ediciliği, vizyonu ve karizmasıyla gerçek bir halk önderi olduğunu gösterdi.

Atatürk hem Kurtuluş Savaşı sırasında hem de Cumhuriyet kurulduktan sonra, attığı bütün adımlarda meşruiyeti, halkın iradesini esas almıştır. Halk adına verdiği bağımsızlık ve egemenlik mücadelesini, halkın temsilcisi Meclis’ten aldığı yetkiyle yürütmüştür. Kendisine tevcih edilen yetkileri kullanırken de, tevazu, alçakgönüllülük, vefa ve sadakati asla elden bırakmamış, halkından hiç kopmamıştır. Milletinin gönlünü sadece askeri başarılarıyla değil, bu üstün vasıflarıyla da kazanmıştır.

Bu töreni Atatürk’ün özel ilgi duyduğu ve muhabbet beslediği dost bir ülkede yapıyoruz. Atatürk Türklerle Macarların iki kardeş millet olduğuna inanıyordu. Macarlar da Atatürk’e hep özel bir saygı duymuşlardır. Atatürk’ü Birinci Dünya Savaşı’nın galiplerinin Türklere layık gördüğü kadere razı olmayan, Sevres Antlaşmasını yırtıp atarak milletini bağımsızlık yolunda şahlandıran ve sarsılmaz bir irade, azim ve inançla ülkesini işgalden kurtaran büyük bir lider olarak görmüşlerdir.

İşte bu nedenle, Atatürk vefat ettiğinde Türklerle beraber Macarlar da onun yasını tutmuş, Atatürk’ün cenaze töreninin yapıldığı 21 Kasım 1938 günü, Budapeşte’deki tüm resmi dairelere ve hatta evlere matem bayrağı asılmıştır. Atatürk Macaristan’da bugün de saygı ile hatırlanıyor. Tabiatıyla bundan bahtiyarlık duyuyoruz.

Atamız bedenen ebediyete intikal etmiş olsa da, idealleri ve fikirleri bize rehberlik etmeye, zor zamanlarımızda bize güç vermeye, yol göstermeye devam ediyor. Diğer bir deyişle Atatürk kendisine minnet duyan her Türkün kalbinde, zihninde ve gönlünde yaşamaya devam ediyor ve hep edecek.

Bu anlamlı günde, Aziz Atatürk ve silah arkadaşlarını, vatanımız uğruna canlarını veren tüm kahraman şehitlerimizi milletçe bir kez daha minnet ve rahmetle yâd ediyoruz. Mekânları cennet olsun.

Bugün burada hazır bulunarak töreni daha da anlamlı kıldığınız için hepinize teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun.

Ahmet Akif Oktay Ambassador
Monday - Friday

09:30-12:30
1/1/2020 1/1/2020
4/10/2020 4/10/2020
4/13/2020 4/13/2020
5/1/2020 5/1/2020
6/1/2020 6/1/2020
7/31/2020 7/31/2020
8/20/2020 8/21/2020
10/23/2020 10/23/2020
10/29/2020 10/29/2020
12/24/2020 12/26/2020